Sunday, November 30, 2025

Talât Sait Halman

 

Gölge insan yorulur yoldan, yordamdan.
Bin olur, binbir olur zindana girmiş bir ozan. Der ki:
Gördüğün görmediğindir; yeniden bak duyarak.
Zorba çağında korkular alkış olur.
Saplanan çarka uyanlarla batar uygarlık.
Büyük inançları gömdük çocuk mezarlığına.
İç gözün yoksa hiç gözün yoktur.
Çöplüktür akıl, sevgisi yoksa bilginin.
Bir köprü kurar her uçurum üstüne sevgi.
Bir kin bin örümcekli tavandan daha çirkin.
Oysa mutludur gölge paylaşan her ağaç.
En sancılı mutsuzluk umutsuzluktur.
Umutsuz yaşarsan ufuksuz yaşarsın.
Bir çağın ülküsü bir başka çağın illeti.
Güneş altındaki her şey sonsuz yeniler kendini.
Talât Sait Halman

Friday, November 28, 2025

Yürümeye Övgü // David Le Breton

 Yürümek

Yürümek, az gidilen yolu seçmektir. Kişi, yürümeyi seçtiği yolun bedelini öder. Yürümek, geri adım atmayı içine sindiremez, sindirmemelidir, kişi buna izin vermemelidir. Çünkü, yürümek gitmektir, arkana dönüp bakmadan gidebilme cesaretini gösterebilmektir.
Yürümek, kaybettiğini kabullenmektir. Bir şeyi kaybetmek, başka bir şeyi kazanmaktır. Önemli olan neyi kaybedeceğine ve neyi kazanacağına karar vermektir. Yürümek, kararlılık gerektirir.
Yürümek, rastlantının ta kendisidir. Bazen kişi neye rastlayacağını önceden kestirebilir, kendisini üzeceğini bile bile o rastlantının o rastlantı olmasını sağlar. Yürümek, olabilecekleri sezmek demektir. Bir sezgi kuvvetidir. Bu yüzden bazen yaralar yürümek, ağır yaralar hem…
Yürümek, görmektir. Gördüklerinin fotoğrafını çekmektir. Kalbini daha fazla yaralasın, kanatsın diye… O yüzden bazen yürümek, kalbin kanamasıdır, ama kan kaybına rağmen yol almaktır. Sabırla, yaraları sarmaktır. Çünkü sabır büyütür insanı… Yürümek, bu anlamda, beklemektir biraz… Kaygıyla tanışmaktır, taşımaktır onu omuzlarında…
Yürümek, eşiktir. Eşikten içeri ya girersin, ya girmezsin… artık orası sana kalmış bir şeydir.
Yürümek, ara vermektir, mola almaktır hayattan. Yolun sonuna geldiğini kabul etmektir. Yolun değişebildiğini görmektir.
Yürümek, değişmektir.
Yürümek, ruh yetmezliği yaşamaktır, daha doğrusu ruh yetmezliği yaşayıp kendini kendinden dışarı atmaktır. Kendine katlanamadığın noktada kendinle barışmak için kendini yollara vurmaktır. Kendinle hiçbir zaman barışamayacağını, tökezleyip tökezleyip duracağını bilmektir. Yürümek, tökezlemekten başka bir şey değildir desem yeridir.
Yürümek, bir gün yürüyemeyeceğini bilmektir. Onun için, yürümek, hep daha fazla yürümeyi istemek, yürümeye bir türlü doymamaktır. Yürümek, yetinmemektir. Yürümek, ufku geniş olmaktır. Uzlaşmamak, uzaklaşmaktır.
Yürümek, uzak olmaklığından dolayı özlemektir bir de… Geride bıraktıklarını, alışkanlıklarını, sevdiklerini, eşyalarını özlemektir… Yüreğinin bir parçasının hep bir yerde asılı kalmasının acısını çekmektir. Bu yüzden yürümek, yüreğin ta kendisidir. Kimbilir, belki ikisi de aynı fiilden türemişlerdir, de sonradan ayrı düşmüşlerdir.”
“Sadece elimle yazmıyorum; ayağım da katılmak istiyor bu etkinliğe her zaman…’’
Yürümeye Övgü // David Le Breton

Thursday, November 27, 2025

Ferdydurke // Witold Gombrowicz

Ferdydurke, Witold Gombrowicz

Bu, bir olmama endişesi, hiçlik korkusu, yaşamama huzursuzluğu, gerçekdışının kaygısı; bir iç yırtılması, dağılması ve un ufak oluş karşısında bütün hücrelerimin biyolojik çığlığıydı.
Kendi sürekli gelişmesini gerçekleştirmeyen bir yaşam yukarıdan yapılmaya başlanan bir eve benzer ve kaçınılmaz olarak, benliğin bölünmesiyle sonuçlanır, tıpkı şizofrenide görüldüğü gibi.
İnsan ideallerinde çok belirgin, yani sarsılmaz; söylediklerinde kesin, ideolojisinde sağlam, beğenilerinde kararlı, sözlerinde ve eylemlerinde sorumlu olmalı.
Kendinizi gururla sanatçı olarak nitelendirmek yerine, yalnızca: "Ben sanatla belki başkalarından biraz daha çok uğraşıyorum" demeniz daha sağlıklı olmaz mı?
Herkesin az çok sanatçı olduğu düşünülemez mi? İnsanların yalnızca kâğıt ve tuval üstünde değil, günlük yaşamın her anında sanat yarattığı düşünülemez mi? Bir genç kız saçına çiçek taktığında, bir konuşma sırasında ansızın bir şaka ortaya çıktığında, bir şafağın alaca karanlığında kaybolduğunuzda sanat söz konusu değil mi?
Budalalığımı dile getirebildim; bundan dolayı da sevinçliyim; çünkü neden olduğum eleştiri ve tiksinti üzerimde etki yapıyor, beni eğitiyor, bir bakıma yeniden yaratıyor ve sonunda yeniden doğmuş oluyorum.
İçten, doğal o kadar az şey var ki, her bir şey taklit, çakma, sahte, yalan.

Wednesday, November 26, 2025

Bizim Büyük Çaresizliğimiz // Barış Bıçakçı

Neden bir rüya görürüz? Her şey olup bittikten sonra neden bir de rüya görürüz? Karmaşanın, keşmekeşin, hayatın yorucu zenginliğinin içinde eksik kalan nedir ki, uykunun kuytusunda ille de tamamlanması gerekir? Rüyamızda, birbiriyle ilgisiz gibi görünen ayrıntıları bilincimiz önden gürültülü bir lokomotif gibi çekip bir yere, örneğin bir anlama mı götürür? Yoksa o ayrıntılar bilincimizin balonuna batan iğneler midir?
Bütün sıkı ilişkiler bir azınlıktır çünkü. Sırtlarını "dışarıya" bir güzel dönmüş iki insanın oluşturduğu azınlık.

Bizim Büyük Çaresizliğimiz, Barış Bıçakçı 

Tuesday, November 25, 2025

Mühürlenmiş Zaman // andrey Tarkovski




“Sürekli bir anlam ararsan, gerçekleşmekte olan her şeyi ıskalayacaksın.”
Mühürlenmiş Zaman

Andrey Tarkovski 

Sunday, November 23, 2025

Hiçliğin Tanecikleri // Ingrid Jonker

Yazmak denilen şey, uzun bir yolculuk ve insanın kendi ruhuyla iletişim içinde olması, değil mi?

Hiçliğin Tanecikleri, Ingrid Jonker
çev. İlyas Tunç

Saturday, November 22, 2025

Mülksüzler // Ursula K. Le Guin

Mülksüzler // Ursula K. Le Guin

Özgürlüğümüz dışında hiç bir şeyimiz yok. Size kendi özgürlüğünüzden başka verecek bir şeyimiz yok. Bireyler arasında karşılıklı yardımlaşma dışında hiç bir yasamız yok. Hükümetimiz yok, yalnızca özgür birlik ilkemiz var. Devletlerimiz, uluslarımız, başkanlarımız, başbakanlarımız, şeflerimiz, generallerimiz, patronlarımız, bankerlerimiz, mülk sahiplerimiz, ücretlerimiz, sadakalarımız, polislerimiz, askerlerimiz, savaşlarımız yok. Başka da pek fazla şeyimiz var sayılmaz. Biz paylaşırız, sahip olmayız. Varlıklı değiliz, Hiç birimiz zengin değiliz. Hiç birimiz iktidar sahibi değiliz. Eğer istediğiniz Anarres'se, aradığınız gelecek oysa, o zaman ona eli boş gelmeniz gerektiğini söylüyorum. Ona yalnız ve çıplak gelmeniz gerekiyor, tıpkı bir çocuğun dünyaya, geleceğine, hiç bir geçmişi olmadan, hiç bir malı mülkü olmadan, yaşamak için tümüyle başka insanlara dayanarak gelmesi gibi. Veremediğiniz şeyi alamazsınız, kendinizi vermeniz gerekir. Devrim'i satın alamazsınız. Devrim'i yapamazsınız. Devrim olabilirsiniz ancak. Devrim ya ruhunuzdadır, ya da hiç bir yerde değildir.
İnsanı canlı tutan bir yerden diğerine dolaşmak degil, zamanı kendi yanına çekmek. Zamanla birlikte çalışmak, zamana karşı değil. Zamana karşı çalışmaktansa zamanla birlikte çalışmanın iyi yanı, diye düşündü, zamanın boşa harcanmamasıdır. Acı bile işe yarıyor.
Sevgi, acının içinden geçme yollarından yalnızca biri, bazen yanılıp ıskalayabilir. Acı hiçbir zaman ıskalamaz.
Acı çekme, yaşamımızın koşulu. Başına geldiği zaman fark ediyorsun. Onun gerçek olduğunu anlıyorsun. Tabii ki, tıpkı toplumsal organizmanın yaptığı gibi, hastalıkları iyileştirmek, açlık ve adaletsizliği önlemek doğru bir şey. Hiçbir toplum varolmanın doğasını değiştiremez. Acı çekmeyi önleyemeyiz. Şu acıyı, bu acıyı dindirebiliriz, ama acıyı dindiremeyiz. Bir toplum ancak toplumsal acıyı-gereksiz acıyı - dindirebilir. Gerisi kalır. Kök, gerçek olan.
Varlık kendini haklı çıkarır, gereksinme haklıdır
İnsan yaşamının gerçek durumu sevgidir.
Acı çekmek bir yanlış anlamadır.

Friday, November 21, 2025

Louise Glück

"Dünyaya bir kez çocukken bakarız.

Gerisi hatıradır"
Louise Glück

Wednesday, November 19, 2025

Yürümenin Felsefesi // Frédéric Gros

"Üçüncü unsur kapitalizmdir, ya da daha açık bir ifadeyle, Walter Benjamin’in nazarında metanın saltanatıdır.
Benjamin’e göre kapitalizm, meta kavramının endüstriyel ürünler dışında sanat eserleri ve insanlar için de geçerlilik kazanmasını sağlamıştır. Dünyanın ticarileştirilmesidir bu; her şey tüketim ürününe dönüşür, her şey alınıp satılır, sınırsız talep pazarında yerini alır.
Genelleştirilmiş fahişeliğin, satmanın ve kendini satmanın saltanatı."
Yürümenin Felsefesi

Frédéric Gros 

Tuesday, November 18, 2025

Franco Bifo Berardi




Kişi özgür elbet, ama zamanı köleleştirilmiş halde. Onun özgürlüğü gündelik hayatta hiçbir şeyin tekabül etmediği hukuki bir kurgu sadece..
Toplumun daha fazla çalışmaya, işe ya da rekabete ihtiyacı yok. Aksine, ihtiyacımız olan, çalışma zamanlarında muazzam bir düşüş kaydedilmesi, hayatın toplumsal fabrikadan kurtarılması; toplumsal ilişki dokularını ancak bu şekilde yeni baştan örebiliriz.
Tüketim araçlarını edinmeye ne kadar fazla zaman harcarsak önümüzde duran dünyanın keyfini o kadar az süreriz.

Franco Bifo Berardi 

Monday, November 17, 2025

Sunday, November 16, 2025

Bir Fotoğrafı Anlamak // John Berger

'Ben gerçekten de mutluluğun bir durum olduğuna inanmıyorum.
Mutsuzluk bir durum olabilir ama mutluluk, doğası gereği bir andır. O an birkaç saniye sürebilir, bir dakika, bir saat, bir gün ve bir gece fakat hiçbir zaman bir hafta kadar uzun olabileceğini zannetmiyorum.
Mutsuzluk daha çok uzun bir romana benzer.
Mutluluk ise bir fotoğraf gibidir. Ve daha çok senin söylediğin şeyle bağlantılı bir şey, bir şeye hayranlıkla bakakalmak gibi...

Bir Fotoğrafı Anlamak, John Berger 

Saturday, November 15, 2025

Ben Buradan Okuyorum // Tim Parks

Dikkatli okuma ve eleştirel çözümleme gibi muhtemelen köhneleşmiş becerilerin esasen önemli bir toplumsal role sa­hip olduğu bir düzen önermek iyi bir şeydir.
David Crystal'ın Dillerin Katli kitabında yer alan kaygı verici tahmine göre 2100'e gelindiğinde dünya dille­rinin yüzde 50 ila 90'ı ölmüş olacak.
Tanrı, tek kelimelik bir yaratılış öyküsüdür.
Okuduğum şeyler ne kadar zorlayıcıysa kendimden o kadar memnuniyet duyuyorum.
Mutsuzluğumuzu tasvir edip tadını çıkarma becerimizden o kadar memnunuz ki, olayları başka türlü ele alma­nın bir yolunu bulmak önemli bile görünmüyor.
Bir yandan başkalarının, diğer yandan yalnızlığın beni ezmesini nasıl engelleyebilirim? Orta yol neresi?

Ben Buradan Okuyorum, Tim Parks 

Friday, November 14, 2025

Yiğit Ergün

her yer fabrika oluyor sanayi kokuyor herkes. göt fırçamız ve istikbalimiz de lüzumsuz şehadetler sirenleriyle bir camide alıyor yerini. yanılsamanın aynası, teyakkuz çeşmesi.. birkaç etli hayal, birkaç bayat hurmayla çekiştiriyoruz yerküreyi. ezberim kendini salıyor, batıya kalkıyor güneş bu sabah.

hem nerde kalem nerde tedrisat. -yoksa mektubun namusunu mu kutsuyorum. mmm... sıkıntıya peçeli gözlerle bakıyorum. bakunin'i gemiden atıyorum. sonra yerel toplantılara katılıyor ve hepimizi dünya siksin diyorum.
global olmamı isteyenlere feodal masallar anlatıyorum. yeri kolay doldurmayan boşluklar kapanmak için pervaneye dönüyor.
sana geliyorum ve çekmecem umurumda değil. tam üstüne yatacakken bozuluyor dünyanın balansı. kavşağın ucuna geliyor kalbe tırmanan sancı. seni istiyorum, savunmasız bir şehri yıkılmaz yapmak.. seni.. yılkılarım hırçın süvariler olsun. analog şeritler dijital oluyor.
kapılar kuyularla illüzyona uğrar. o gece aşk ve savaş aynı sahneyi paylaşır. o havayı çekmek ister nefes, o zehirde boğulmak. önsemsizleşir sıvılar kadar gazlar. bir mahallenin kuantumu gebeteye takılır. amcıkların ismini uzun yazasım gelir. üçüncü nesil storyci ecdat böyle anlatmayı sever.
önce allahlar övülür sonra ticaret başlar. sonra kervanlar düzülür ve kabileler ölür. arayış ve kaçış yangın başlatır. kılcallara yayılır velvele. işgalindeki duygular yangını körükler. gece bir bulut olur, nasıl dağılır göremeyiz.

Thursday, November 13, 2025

Yan Değiniler // Ludwig Wittgenstein

Kendine bak - kendini hiçbir zaman anlamayacaksın. Çünkü kendini bir dizi tasarım içinde görüyorsun, sonunda da dağılıp gidiyor hepsi. Çünkü kişi kendisine dışardan bakamaz, zira kişi kendisinin nasıl göründüğünü sahiden görmez, çıkarsayabilir ancak. Kişi kendine gerçi, bu koşullar altında ben bir başkası için ne derdim, diye sorabilir. Ama yanıt şu: Bilemezdim. Bilseydim de, o başkasıyla ilgili haklı olduğum konusunda bir şey söylemiş olmazdı. Kişinin kendi üzerine "sığ" bir yargıda bulunması, kendisini "ucuz" bir biçimde şu ya da bu komedinin ya da trajedinin oyuncusu sayması, bunları bir başkası için yapması kadar iğrenç bir şey. Düşün ki, başına ne gibi bir umutsuzluk, nasıl bir acı gelirse gelsin, bunu sen kendin hakkettin.

Yan Değiniler, Ludwig Wittgenstein 

Wednesday, November 12, 2025

Dostluk // Ralph Waldo Emerson / Ulus Baker

Bütün ilişkiler ve yaşamla ölümün bütün evreleri boyunca destek ve teselli vermek içindir dostluk. Huzurlu günlere, incelikli hediyelere ve kırda yürüyüşlere yaraşır; ancak aynı zamanda engebeli yollara, zorlu yolculuklara, deniz kazalarına, yoksulluğa ve eziyete de yaraşır.
İnsanın Görkemi, Ralph Waldo Emerson
Spinozacılık temel toplumsallaşma tarzları arasında yalnızca tek bir tanesini “özgür” bir ilişki tarzına dayalı olarak ayırdeder –fiziksel ve duygusal “mecburiyetler” aygıtına dayalı aile değil; “komşuluğa dayalı” mecburiyetlerin yönlendirdiği “cemaat” değil, ticari-üretimsel mecburiyetlere dayalı “tecimsel ortaklık” değil, “ideolojik güçsüzlüğün” yarattığı gevşek toplumsal dokulara dayalı “sivil toplum” değil, hepsini tek bir siyasal erk düzlemi üzerinde yankılayan Devlet de değil– en az iki insan arasında mümkün olan tek “özgür” ilişki “dostluk” ve “paylaşımdır”.
Ulus Baker

 

Tuesday, November 11, 2025

Mühürlenmiş Zaman // Andrey Tarkovski

Mühürlenmiş Zaman, Andrey Tarkovski
Sanatçının konusunu ‘aradığı’nı söylemek yanlıştır. Konu sanatçının içinde bir meyve gibi yetişir, sonra da gösterilmeyi talep etmeye başlar. Doğuma benzer bir durumdur bu... Ozanın gururlanacağı bir şey yoktur; çünkü o, durumun hâkimi değil, hizmetçisidir. Yaratıcılık onun tek varoluş biçimidir.
Şiir, insanlara bütün hayatı boyunca eşlik eden bir felsefedir.
Ne olursa olsun, şurası çok açık: Satışa çıkarılmış bir mal gibi ‘tüketici’ye yönelik değilse eğer söz konusu olan, her sanatın amacı, insanın kendisine ve çevresindekilere bu gezegende ne aradıklarını, neden yaşadıklarını, varlık sebeplerinin ne olduğunu açıklamaktır. İsterseniz açıklamak yerine, insanlara bu soruyu sormak, onları bu soruyla yüzleştirmek de diyebiliriz...
Çünkü, kendi sanatının yasalarını bilmeden sanat eseri yaratılamaz.
Acının kaynağı memnuniyetsizliktir, insanın o an içinde bulunduğu durumla ideal arasındaki çatışmadan doğar. İnsanın gerçek bir Tanrısal özgürlük uğruna mücadeleyle ruhunu güçlendirmesi, mutluluk duygusundan çok daha önemlidir.
Doğu hep hakikate Batı’dan daha yakın oldu. Ama Batı uygarlığı hayata dair maddi iddialarıyla Doğu’yu ezip geçti.
Maddeciliğe dayalı sıradan hayata direnen her türlü insan enerjisine hayranım.
Benmerkezci ve pragmatik çıkarlarının biraz üzerine yükselmek için çaba göstermek, kendini ahlâki açıdan salıvermekten daima daha zor gelir insana.
Geleneksel hakikatler, ancak kendi deneyimlerinizle doğrulandığında hakikat olarak kalırlar...
Gerçek yaşanılır, öğrenilmez. Haydi savaşa!

 

Monday, November 10, 2025

Ahmet Hamdi Tanpınar

"... insan ölebilir, çıldırabilir. Bir enkaz, bir çöp, bir iskelet, bir leş olabilir. Fakat yalansız yaşayamaz. Ölüm bile arkasında dayanacağı bir yalan olmazsa tahammülsüz bir şey olur. Başımın altına rahat bir yastık gibi koyacağım tek bir yalan kalsaydı..."

Ahmet Hamdi Tanpınar 

Sunday, November 9, 2025

Yaşadığımız Sefalet // André Gorz

 Yaşadığımız Sefalet // André Gorz

Herkesin bir yere, ne olduğunu bildiği bir geleceğe, bir güvenliğe, bir yararlılığa sahip olmayı umut etmiş olduğu toplum, bu toplum -çalışma toplumu- öldü. Çalışma, bir organı kesilen kişinin artık sahip olmadığı hayalet organı yüzünden acı çekmesi anlamında hayaletimsi merkeziliğini korumaktadır. Bizler, tek olası toplum olarak çalışma toplumunu görmeye devam edenlerin ve geçmişin geri dönüşünden başka bir gelecek tahayyül edemeyenlerin saplantılı ve gerici yakarmaları sayesinde ölümden sonra bir hayalet gibi yaşamaya devam eden hayaletimsi bir çalışma toplumuyuz. Ve bu yüzden, bu toplum, herkese en büyük kötülüğü ediyor: Bizi, çalışma, istihdam dışında geleceğin, toplumsallığın, yaşamın, kendini gerçekleştirmenin mümkün olmadığına ikna ediyor; iş ya da hiçlik, işle bir şeye dahil olma ya da dışlanma; iş aracılığıyla kimliğin toplumsallaşması ya da varolmamanın umutsuzluğu'na düşme arasında tercih yapmamız gerektiğine ikna ediyor. Bizi, tam da artık var olmayan ve herkesin erişemeyeceği şeyi herkesin zorunlu olarak arzu etmesinin iyi, normal ve gerekli olduğuna ikna ediyor: Yani, istikrarlı bir işte ücretli çalışmayı, hem toplumsal hem de bireysel kimliğe sahip olmanın tek yolu, kendini tanımlamanın ve kendi yolunda anlam inşa etmenin tek fırsatı olarak sunuyor.

Saturday, November 8, 2025

Emil Michel Cioran

Bir ülke üzerinde değil, bir dil üzerinde yaşıyoruz. Bir yurt bundan başka bir şey değildir.
Gerçeğe inanan saf; inanmayansa ahmaktır. Tek doğru yol usturanın ağzından geçer.
Bilgi bir felaket; bilinçse hayatın kalbinde açık bir yara.
Mutsuzluk tam olarak şiir hâlidir.
Son yapraklar dans ederek yere düşüyor.
Dâhilikle değil, yalnızca ıstırapla kukla olmayı bırakırız.
“Ben” dinin dindirmeye çalıştığı acıdan beslenen bir sanatın eseridir. İnsanın kendi sanatçısı olmasından başka bir asaleti yoktur. Küçüklüğünün güzelliğini acı içinde inşa eder, kendini tüketerek de muhtevasını yok eder.
Kendine düşkünlükten sıyrılmak acil bir ihtiyaçtır.
Dünyayı harekete geçirmek için tembelliği yaymak gerekir. Tembel birisi, çalışkan birisinden daha fazla metafizik endişesine sahiptir.
Hayatı kökünden söküp atmak, çürümüş köklerin özsuyunu biriktirmekten daha iyidir.
Sonuna dek yalnızlığın gururunu yaşayanın artık tek bir rakibi vardır: Tanrı.
Bütün ümitsizlikler Tanrı’ya bir ihtardır.
Hayat, Tanrı’nın bir takma adı mı?

Emil Michel Cioran 

Friday, November 7, 2025

Yaşam İçin Felsefe // Pierre Hadot

Mistik bir yol inancında üç etap: Arındırıcı yol, aydınlatıcı yol, birleştirici yol.

Kavramlar kolayca dövülebilir, yumuşatılabilir. Ama madde söz konusu olduğunda, işler ciddileşiyor. Oyuna, yaklaşıklığa, az çok yapay düzeltmelere yer yok. Bu zihinsel eserlerde kesinliğin mümkün olmadığı anlamına gelmiyor. Ama bu oldukça nadirdir, kendine ve başkalarına yanılsamalar yaratmaksa çok kolay.

Söz konusu olan sadece, çok temel bir değeri olan salt estetik temaşa değildir. Bizi bir kere daha kendi parçalı ve taraflı bakış açımızı aşmaya yönelen, şeyleri ve kişisel varoluşumuzu kozmik ve evrensel bir perspektifte görmemizi sağlayan bir ruhani alıştırma söz konusudur; böylece kendimizi evrenin devasa olayında, ama aynı zamanda, varoluşun anlaşılmaz gizeminde konumlandırırız. İşte kozmik bilinç dediğim budur.

İstenç tanımlanmaz, deneyimlenir.

Yaşam İçin Felsefe // Pierre Hadot

Thursday, November 6, 2025

Yeni Kapitalizm Kültürü // Richard Sennett




Sennett, Yeni Kapitalizmin Kültürü'ndeki temel tezini şöyle özetliyor: “Yeni kapitalizmin havarileri... iş, yetenek, tüketim konularını kendi ele alış biçimlerinin, modern topluma daha fazla özgürlük, akıcı bir özgürlük kattığını iddia ediyor. Bu insanlarla aramdaki çekişme onların ‘yeni' yorumunun doğru olup olmadığı konusunda değil; kurumlar, beceriler ve tüketim kalıpları gerçekten değişti. Benim iddiam, bu değişimlerin insanları özgürlüğe kavuşturmadığı.” 

Karakter Aşınması // Richard Sennett

Değişim, kitlesel ayaklanmalarda değil, ihtiyaçlarını birbirleriyle paylaşan insanların arasında, toprakta yeşerir.
İyi bir işin nitelikleriyle iyi bir karakterin nitelikleri artık örtüşmüyordu.
Sadakat, insanı her gün doğru kararı vermek zahmetinden kurtarır.
Karakter kendini, sadakat ve karşılıklı bağlılık, uzun vadeli bir hedef için çaba sarf etme ya da gelecekteki bir amaç uğruna bugünkü kimi mükâfatları erteleme şeklinde gösterir.
Her birimiz, belirli bir anda yaşadığımız duygu karmaşasının içinden bazı duyguları seçer ve içimizde yaşatırız ; yaşattığımız bu duygular karakterimizi oluşturur. Karakter kendimizde değerli bulduğumuz ve başkalarının değer vermesini beklediğimiz kişisel özelliklerimizdir.
Sabırsız, mevcut ana odaklanan bir toplumda, hangi özelliğimizin kalıcı değer taşıdığına nasıl karar verebiliriz? Kısa vadeye kilitlenmiş bir ekonomide nasıl uzun vadeli hedeflere sahip olabiliriz? Her an parçalanan veya sürekli olarak yeniden şekillendirilen kurumlarda, karşışıklı sadakat ve bağlılık nasıl sürdürülebilir?
Dertten kurtulmanın yolu vazgeçmektir. Vazgeçmişlik ise nesnel gerçekliği bütün ağırlığıyla kabullenmek anlamına gelir.
Hepimiz zamanın ve mekânın kurbanlarıyız.

Karakter Aşınması, Richard Sennett 

Wednesday, November 5, 2025

Otorite // Richard Sennett

Kapitalizm nedir, biliyor musunuz? Kapitalizm bir kanserdir. Kansere ne yapılır, biliyor musunuz? Kesip atılır. Kanserle oynamayın, ona iyi davranırsanız iyileşeceğini ummayın. Kesip atın. Kapitalizm insanları mutsuz eder. Bilmeniz gereken yalnızca budur.
Otorite, kardeşlik, yalnızlık ve ritüel, dört farklı toplumsal duygudur. Bunlardan üçü diğer insanlarla bağlar kurmaya dayanır. Diğer insanlara karşı neler hissettiğimizi bilmek tarihsel bir inceleme gerektiririr. Kitap modern toplumda bu dört duygu sorununu ve bunların nasıl ortaya çıktığını, nasıl alt edilebileceğinin görülmesini inceler.
Yalnızlık, yokluk duygusudur; otorite, eşit olmayan insanlar arasında bir bağdır; kardeşlik, benzer insanlar arasında bir bağdır; ritüel, eşit olsun olmasın, birleşmiş insanlar arasında bir bağdır.

Otorite, Richard Sennett 

Anlam Masalı // Ahmet İnam

Anlam Masalı Yazı bakıyor bana. Ben de ona. Soruyor: ”Anlamım ne?” İçini yazanın anlamı. Kendini kazanın anlamı. Hayatını yazıya vuranın anl...