sabit fikirli biri değilimdir, değişen şeylere de tanık oldum.. gözlemlerin yanı sıra diyaloglardan oluşan yaşam pratiklerim de var.. ama şimdi safi bir yaşam pratiğinden bahsedeyim.. bu var olmakla ilgili bir durum esasında..
çocuktum ve üst köydeki akrabalara gitmiştik, geleneksel mimariye sahip evlerinin, ahşap siranderlerinin ruhu vardı, çok etkileyiciydi, ancak evden biraz açıldığımızda ağaç ya da fındıklık bulunmayan bir yamaçtaydık ve karşı yamaç görünüyordu.. yöreye has hava durumuyla beraber hissettiğim duyguyu tarif etmesi zor; biraz gizemli, büyüleyici, tuhaf, biraz yaban ve saf bir duyguydu, sanki iki yamaç da insana kafa tutuyor ve iki yamaç arasında sınırsızlık uzanıyordu..
ke
"Beklentilerimi azalttım, insanlardan beklediklerime harcadığım enerjiyi kendime yakınlaşmak için harcadım. Şu an hiçbir şey yapmıyor ve düşünmüyorum. Sadece sessizliği dinliyorum. Ben ve kendimden bir parça uzaklaştım. Doğadan soyutlanıp sanata yönelmiyorum, hayatın bir değişkeni ya da hayatı değiştirme gibi bir derdim yok, doğa olmaya çalışıyorum. Bir şey anlatmıyorum aslında, anlattıklarımdansa beklentim yok artık. Doğanın bağrındayım, bir parçasından öte artık oyum. Doyacak kadar yemeğim var, fazlası her zaman insanı kötülüğe iter, sessizce uyuyacak bir yerdeyim, entelektüel ve duygusal zırvaları azaltıp içimdeki sese yöneliyorum."
Bira, Balık ve Yalnızlık-Richard Brautigan
No comments:
Post a Comment