Thursday, September 5, 2024

An'ı Yaşamak // ke

an'ı yaşamak deneyimlerin arka arkaya sıralandığı bir düzlemde gerçekleşmez, böyle deneyimlerin derinliği yoktur, zamandan ve tanımaktan yoksundur, bir yenilik ya da coşku tatmak gibi bir yönü olabilse de anılar olarak yüzeysel olarak kodlanırlar.. buna belgesel kanalındaki bir genç kadının sınırsız olduğunu iddia ettiği deneyimleri örnek olarak verilebilir, bir gürcü köyüne gider ve orada yapılan bir hamur işini yapar ancak o hamur işi bir kültüre aittir, bir kültür bir noktadan ibaret değildir, pek çok durum arasındaki ilişkidir, dolayısı ile o kültürü tanımadan, bilmeden onun ne anlama geldiğini duyumsayamaz, anlayamaz, peşi sıra yaşanan, tüketilen deneyim zincirinin -sınırları zorlamak- anlamsız bir parçasına dönüşür ve bizler de bunu izleyerek tüketiriz.. burada sorulardan biri şudur, kişi hiç sıkılmıyorsa niye sürekli yeni bir şeyler yapmak -sıklıkla da uyuşturmak- zorunda hissediyor kendini, bu aslında (derin) bir sıkıntının üstünü örtmek değil midir?
bunu bir kaç kültürle zamansal uzamda tanışıklığım olduğu için söyleyebiliyorum, mesela bir karadeniz köy kültürünü, dedem vasıtasıyla yalovada amatör balıkçılık kültürünü, deneyim ve itibarla kurulmuş, kamusal ihaleler alan bir şirket kültürünü, bir metropol kültürünü, sosyalist kültürü, (tahakküm karşıtı diğer unsurlarla ilgili de uzun süredir b/ilgileniyorum), rock, elektronika, triphop müzik kültürünü, türk müziğiyle ilgili de çok şey biliyorum elbette, kan bağı (verili bağlar) ve dostluk (seçili bağlar) kültürünü, anarşik sokak kültürünü, yıllarca düzenli gittiğim için (kriminal) bir getto kültürünü, lezzet manyağı olmadığım ama bazı yerel lezzetleri de bildiğim, iştahla yediğim yemeklerden oluşan bir mutfak kültürünü, kitabi bilgi kadar önem verdiğim, sıradan insanların bilgeliklerini ki bunun için o insanlarla karşılaşmanız değil, o insanları tanımanız gerekir, örnek olarak verebilirim.. insan ancak böyle dolu dolu yaşayabilir..
şimdiki durum hakkında kafam karışık, sosyal medyanın bir veba olduğunu öne sürenler de var, muazzam bir anarşik deney olduğunu söyleyenler de.. şunu gözlemledim, en azından benim çevremde birbirini istikrarlı olarak takip eden insanlar var.. bir de iyi mi kötü mü bilmiyorum, bir oda kültürüm var ancak önümde de işte bir pencere var.. doğru kullanmaya özen gösterdiğim bir blog kültürüm var.. paylaştığımız, ürettiğimiz, yarattığımız bu içerikler bakalım nasıl sonuçlar doğuracak?
bazen sıkıntıdan kaynaklanan bir saçmalığa, saçmalıktan kaynaklanan bir sıkıntıya savrulsam da, anlam lehine toparlamaya çalışıyorum.. (bu arada belirli bir açıdan anlama batmış da olabiliriz, anlam turisti değil de anlam gezginliği diyorum bu duruma, (belki olumlu olarak şu söylenebilir, kulağımız dokuz delikli)), ister insanların kendi yazdığı olsun, ister alıntı olsun, düzgün ifade edilmiş düşünceler, mizah ve ironi gerçekten sinirli halimizi yatıştırabiliyor, dolayısı ile bunları da yardımlaşma, dayanışma pratikleri olarak alabilir miyiz?

ke 

No comments:

Post a Comment

Anlam Masalı // Ahmet İnam

Anlam Masalı Yazı bakıyor bana. Ben de ona. Soruyor: ”Anlamım ne?” İçini yazanın anlamı. Kendini kazanın anlamı. Hayatını yazıya vuranın anl...