Tuesday, September 10, 2024

Beklenti // ke

Artık şu soru da sorulabilir bence, gelecekten beklentiniz nedir yerine geçmişten beklentiniz nedir?
Eskiden bizim evdeki giysiler biraz eskidiğinde köydeki akrabalara gönderirdik, para ekonomisine göre yokluk içinde yaşayan insanlardı ve bizim bir mağazadan aldığımız giysilere oranla çok daha fazla sevinirlerdi. Yine dedem Yalovadan Ankaraya gelirken Ormo İplik Fabrikasına uğrardı, paketleme dışı kalmış ipliklerden getirirdi, bir sürü rengarenk yün, orlon, hazine gibi algılardık, bir kısmını da Annaneme gönderirdik, çorap örerdi, yıllarca onun ördüğü çorapları, süveterleri (hala), annemin ördüğü boğazlı kazakları, hırkaları giydim; böylece bunlar bir nesne olmaktan ziyade senin için anlamı olan eşyalara dönüşüyor. Dedemin on yıl giydiği, benim de çok beğenip aldığım ayakkabıyı onbeş yıl giydim, annem eski diye attı, terslendim tabi, burun kısmı biraz eskimiş olsa da tank gibi ayakkabı yapmış adamlar.
Üstümdeki kot on yıllık, yine yıllardır giydiğim ayakkabının arkası hafif yırtık ama o kadar rahat bir ayakkabı ki. Gençken iyi giyinirdim, bit pazarından aldığım ikisi kadife biri yün ceketlerim vardı. Ceket giymeyi severdim çünkü cebine walkman koyabiliyordum, Kardeşimin ilk maaşıyla bana aldığı süet ceket de şık bir ceketti. Adidas botlarım efsaneydi, gençken kullandığımız sigara markası, giydiğimiz giysi ya da ayakkabı falan kimliğimize küçük rötuşlar atardı.
Şunu da ekleyeyim, muz alacak paramız vardı ama arada bir muz alınırdı, o da kıymetli olurdu, annemin dikiş makinesi kullandığı -hala da arada bir kullanır- tutumluluk esastı.
Değerli taşları, madenleri imge olarak kullanmayı sevsem de artık çok iddialı tasarımları, takıları, giysileri, otomobilleri, mobilyaları, beş yıldızlı otelleri vb. sevmiyorum, insanın gözümde bir marjı vardır, o ayrı ama sanki insanlar birer ürün onlar da birer ambalaj gibiler.

ke 

No comments:

Post a Comment

Yürümeye Övgü // David Le Breton

  Yürümek Yürümek, az gidilen yolu seçmektir. Kişi, yürümeyi seçtiği yolun bedelini öder. Yürümek, geri adım atmayı içine sindiremez, sindir...