kişi benliğine takılıyor, nedir bu diye, bunlardan biri tarihsel benlik, şu doğduğumuz zamana bak, aşırı kültürel..
biri felsefi benlik sanırım, bu ölene kadar ya da bazıları için ileri bir yaşta kesilebilecek bir olgu, çünkü kişi sürekli yolda gelişiyor ve şimdi ebedi gençlikle lanetlenmiş, -bir parça da lütuf sayılabilir tabi bu durum- ama bu koşullarda büyümenin ve huzursuzluğun sonu gelmeyebilir..
biyolojik, hormonlarından gelebilen bir benlik var sadece seks değil, yer yer mizaç olarak alınabilen bir şey aynı zamanda.. aslında neden erkek denmiş, erkten geliyor, yani kültür dünyası eril, doğa dünyası dişil gibi bir ayrım vardı, aslında bence bu yetke-sevgi ayrımının işlevsel yönleri de vardı, yani bir erkekle bir kadını çok kassan bile aynı göremezsin, bir yerde sen erkeksin, sen kadınsın denir, biri sertliği ki bedeni de görece böyledir, diğeri yumuşaklığı, esnekliği temsil eder.. tabi cinsiyetin ötesinde kadın/insan ve erkek/insan olduğumuz için ve temelde insana saygı duyduğumuz için temeldeki bir eşitlikten bahsedebiliriz.. toplumsal cinsiyet rollerinin eleştirisini sunuyordu feministler, ancak yeni feminizm eşitliğe vurgu yaparken aynılıktan ziyade farklılığa da vurgu yapıyor..
ke
No comments:
Post a Comment