Felsefenin Karabüyüsü, Psikolojinin Ak Deneyleri.
Spinoza'dan yaptığım bir alıntıda: "İnsanın bilgisi arttıkça acısı da artar" diyor. Bunu bu şekliyle alırsak acı bir hap yutmuş oluruz, buna bir kaç kapı aralamaya çalışırsak, anlayışı, nezaketi, sevgiyi ve sevincini de. Bilgi bazı tavır ve duruşlarımızı belirleyebilir, bazı tercih ve kararlarımızı etkileyebilir, dostane sohbetleri renklendirebilir.
Schopenhauer'dan yapılan bir paylaşımda da: "Yaşam ızdırapla cansıkıntısı arasında gidip gelmedir" diye yazıyor. Bazılarımız bu duruma aşina olsak da bunu tümel bir yargı olarak almakla yine acı bir hap yutmuş oluruz. Burada da (şu anda) yaşamım ızdırapla cansıkıntısı arasında gidip gelme gibi denebilirdi ya da başına bazen konabilirdi, neticede bir acıdan kurtulmak negatif mutluluktur da demiş ve bir külliyatı olan bir düşünürün yaşamı can sıkıntısından ibaret olamaz.
Izdıraba bir çok kaynağı olabilen (kişisel, toplumsal, toplumsal-küresel ya da dünya-insanlık ilişkisi gibi) derin bir konu olduğu için değinmeyeceğim ama mesela can sıkıntısı için yazar diyor ki; tatlı sıkıntı, bize müziği, dansı, kitapları, oyunları, aşkı hediye eden... Bir başka düşünür de, insan, dünya ve evren hakkında hayranlık uyandırıcı bir birikimimiz varken can sıkıntısını anlamsız buluyor, ben de şöyle yazmıştım:
Ey boşluk! benim nefesli sazım
nazlı metresim,
çatlak dudaklarından öperim seni...
ke
No comments:
Post a Comment