Rumi Dedenin Mesnevisinin ilk 18 beyiti 1001 gün çileden geçerek kabul edilen dervişler için bir girizgah niteliğindeymiş. En çarpıcı beyitinden bahsetmem gerekirse:
Bu neyin sesi ateştir, hava değil
Kimde bu ateş yoksa, yok olsun.
Özetle gerçek sevgili Allahtır, biz bu dünyada garibizdir, gurbetteyizdir, Ondan ayrı düşmüşüzdür, dolayısı ile aşıklara mahsus bir ayrılık acısı yaşarız ve ney de o feryatları dile getirir ancak ham olan için zehir, olgun olan için şifadır deniyor. Neyden derinden etkilendiğim olmuştur ama Rumi Dede, acı insanı olgunlaştırır, buna eyvallah da Junky XL'in Elvis için yaptığı bir şarkı var, o şarkıda 20'ye yakın dans gösteriliyor, içlerinden biri de iki rahibenin büyük bir neşeyle yani Joy diyen, Enjoy diyen dansları. Şöyle bir yoruma sahibim, varlığın (oluşun) Onun tecellisiyle ilgili bir yönü var, O bir sır olsa gerek, ancak Onun tecellisi vasıtasıyla Onun sureti hakkında -aklın ilmiyle, kalbin ilmiyle, maddenin ilmiyle, ruhun ilmiyle- bir fikir edinebiliriz, yoksa soyut bir aşka dönüşür, bilincim yoktur, bir şeyin bilincinde olabilirim, aşk için de bu geçerli, burada ayrılık makamı yok, o aşkın içinde olma hali var ve içine yürünmesi gereken makam da dostluk olsa gerek...
Hz Muhammedin salavatı gibi: En yüce dostluğunla!
İbadete gelince, namazın bir nüsuk olduğu yani ibadete hazırlanma biçimi olduğu söyleniyor, ben şuna inanıyorum: İbadet en geniş anlamıyla yaşamaktır. Dünyada olmaklığımızın farkında olarak, özgürlüğümüzün ve sorumluluğumuzun bilincinde olarak yaşamak, dolayısı ile bizi buna yoğunlaştıran, bize bunu anımsatan bir hazırlanma biçimi bence müzik dinlemek bile olabilir. Beraberiz, yanındayım, yanımda ol diyen küçük bir reçete de olabilir.
Dede sana ateşten bahsedeyim:
ateş: sizi yakacağım, kavuracağım!
kardeşlerimi kirlettiniz,
suyu, havayı ve toprağı!
ışık aydınlatır, ateş yakar,
kim deyu, farketmeyu.
ke
(Görsel: Edanur Elibüyük)

No comments:
Post a Comment