(Tekerrür mü)
İnsana duyulan korku ile birlikte, ona olan sevgiyi, hürmeti, umudu ve evet, ona olan istenci de yitirdik. İnsana bakmak yoruyor artık. Bugün nihilizm bu değilse başka nedir ki? İnsan yorgunuyuz...
Nietzsche
sana başka bir dünya olduğunu dikte etmeye, empoze etmeye çalışan, parçalanmayı ve yabancılaşmayı artırmaktan başka bir işe yarayamayan bir trendin, akışın içindeyiz.. oysa karanlıklar mabedinin koridorlarında gezerken ne çok karanlık oda var.. belki sabaha doğru, bedenin iflasın yakınlarındayken, nasıl olmuşsa -artık pek çoğu eski- yaşam dolu duyguları ifade etmiş şarkılarla gerçeğin dışına doğru hareketlendiğin yerde aldığın bir kaç haz dolu nefes, yaşamaya yeter mi? bukovskinin dediği gibi seni mutlu edebilecek küçük şeyleri şu kocaman boktan dünyanın içinden bulup çıkarmak mümkün mü? belki..
bir tekne denizden balıksız dönmüş diye ya da bir gün denizden balıksız döndün diye balığa çıkmamazlık etmezsin, rastgele dersin..
insana gelelim, çıkamadığımız, işin içinden çıkamadığımız insana.. sudan çıkmış bir şeyin soyundan.. sudan çıkmış balığın soyundan.. dünya bir portakalsa bir damla sudan çıkmış balığın soyundan..
bizler çelişkiden bahsederken bir şeyin bir şeyle hem çelişip hem çelişmediği ara durumları unutma eğiliminde oluyoruz, plastik çağın plastik çelişkileri.. bizatihi benliklerimiz bu ara durum üzerinde konumlanıyor; birbirimize karşı geliştirdiğimiz refslekslerden de bu izlenebilir bence..
ke
Dünya neyse oydu, ben de ne isem oydum, uyuşamadık, hepsi bu.
Oruç Aruoba
Işık için nesneler bahanedir.
Jean Baudrillard
No comments:
Post a Comment