Bizim acımız, hazinemiz ve insanlığımız olan bu benlik, sürekli değil. Değişir; gider,
denizdeki bir dalga gibi.
En Uzak Sahil, Ursula K. Le Guin
21st Century Schizoid Man
21. yüzyıl onca error verirken delete, enter gibi komut dizilerini yetilerimize kazandırmalıyız belki de.. sürekllilik 20. yüzyıldan kalma masallara ait bir biçime benziyor.. niçin süreklilik olsun, bunun felsefi bir yanıtı var mıdır? subjektif olmayan bir yanıtı var mıdır?
biraz da yalan söyleyelim: ne güzel, nasıl da doğru bir zamanda doğmuşuz, yaşıyoruz!
tanrının hayalkırıklığı olan ve bunu inatla reddeden uygar, soyut düşünce yetisi geliştirmiş belki de en alt seviyedeki canlı bizdik.. anda bile yaşayamıyorduk.. günün önemli bir zamanını sıkılmak için kullanıyorduk.. prangaları düşünceler olan, parlak ambalajlar gibi lütufla sarmalanmış lanetler.. düşünür düşünmek evrene teşekkür etmektir diyor, ama mesela müzik dinlerken düşünüyorsan, müziği ve onun yaşattığı duyguları duymaz oluyorsun.. en azından doğru şeyin peşindeyiz, kanatlanan duygular.. smile, awaikining, shine, dance!
aynada tipine bakıyor, bir görüntü var, ona aynanın sırrı diyoruz ama bir ruh göremiyor, buna da bu çağın gizemi diyoruz sanırım!
doğru yerden başladığıma inanıyordum, hiçbir şey istememek ama artık bu konuda şüphelerim olduğunu kabul etmeliyim. mutsuzluk yerine mutluluk, huzursuzluk yerine huzur, neden olmasın? sarkaçıyorum, nevrotik tak tik.. mutluluk kutla, mutsuzluk şerefle ilgili bir müessesedir.. huzur sadelikle, huzursuzluk ise karmaşayla..
memories: sanki, olur böyle şeyler, olabilir böyle şeyler demek istiyor gibiydiler suskunluklarıyla, oysa ben nasıl da ateşliydim, nasıl da kül olamamış bir ateş.. şimdi kül olmuşum da bir marsık kalmış, yanamayıp, tüten..
para kazanmak yerine insan kazanmayı, dost kazanmayı yeğlerim..
ke
No comments:
Post a Comment